6 Şubat 2014 Perşembe

You Say Goodbye, I Say Hello #Final



***BİR AY SONRA***


Çok değil birkaç gün sonra yeni milenyuma girecektik. Seksenler hızlı geçmişti, doksanlar daha da hızlı… Henüz yirmi bir yaşındaydım. İki binleri karşılamak için uygun bir yaş gibi görünüyordu. Benimse tek yaptığım caddenin ortasında durup o karamsarlığı tekrar ve tekrar yaşamaktı. Pennsylvania’da fizik okumak hiç de insanı önemli biri gibi hissettirmiyordu. Yanılmıştım.

Lord of the Thigs bir gelenek olarak sahneye çıkmaya devam ediyordu. Bugün de yine gençlerin çıldırmasına yardımcı olacaktık. Sonra kadehi elime alıp bir köşeye çekilecek ve yeni milenyumun bana asla vermeyeceği şeyleri dileyecektim. Ve ertesi gün hayatımıza kaldığımız yerden devam edecektik. İnsanlara bu kutlamaların saçma ötesi olduğunu anlatmak imkansızdı. Bunun için kendimi yoracak değildim.

Kolombiya’dan gelen grubu kontrol etmiştim. Ne o vardı ne de onun adresini bana veren çocuk. Parçalanmış bir şekilde sahneye çıktım. Açılışı Beatles’ın “All My Loving”i ile yaptık. Çok iyi hatırlıyorum, gitmeden önce birlikte çaldığımız son parçaydı. Son vaadi ve yerine getirmediği tek vaadiydi.

-“All my loving, i wil send to you…”

                Sahneden inip bir sonraki grubu izlemek için seyircilerin yanına geçtim. Rebecca, Kolombiya’dan gelen grubun çalacağını söyledi. Demek yeni birilerini izleyecektik. Gözlerimi yere indirdim. Yeni bir şarkı ya da ses dinleyecek olduğumda hep böyle yapardım, sadece sese odaklanmak için…

Ve Beatles’dan başka bir parça çalmaya başladı: Hello, Goodbye.

-“You say yes, i say no,
You say stop, i say go, go, go,
You say goodbye, i say hello, hello, hello,
I don’t know why you say goodbye…”

Çoktan dolup taşmış gözlerimi yukarı kaldırdım. Ve tek kelime etmeden arkamı dönüp gittim. Çatıya çıktığımda titriyordum. Hava da buz gibiydi. Rüzgâr tenimi okşuyor, gözyaşlarımı bir sağa bir sola savuruyordu. Daha öncesinde pek çok kez bu anı düşünüp ne söyleyeceğime karar vermiştim. Ama ayak seslerini duyduğumda hepsi aklımdan uçup gitti.

“All my loving, i wil send to you… All my loving, darling i’ll be true…”

-“Geleceğini haber verseydin daha iyi olurdu.”

“All my loving, i wil send to you… All my loving, darling i’ll be true…”

Sessizlik. Yavaşça arkamı döndüm.

-“Neden… geldin?”

Yavaşça yüzüme dokundu. O zamanki gibi… Hiç değişmemişti.

-“Soracak pek çok sorum var, biliyorsun değil mi?”
-“Hepsini cevaplayacağım.” Derin bir nefes aldı, “Ne kadar büyümüşsün…” dedi.
-“Sense tıraş olmayı bırakmışsın.”
-“Ama konuşma tarzın hiç değişmemiş.”
-“Bazı şeyler hiç değişmez.”
-“Bunu biliyor olmana sevindim.”
-“Ama senin adına konuşamam.”
-“Bazı şeyler hiç değişmez.”

Yüzümü ellerinin arasında alıp gözyaşlarımı sildi. Ama bu daha çok akmalarına neden oldu. Kendimi tutamayıp, ellerini yavaşça ittim.

-“Açıklama yapacak mısın?”
-“Bana inanacak mısın?”
-“İnanmak sorun değil ama kalbimi onarman imkânsız görünüyor.”

Yavaşça gülümsedi, acı dolu bir gülüştü. İyice yaklaşarak eliyle başımı göğsüne yasladı.

-“Daha önce birkaç kez imkânsızı başarmıştım.”
-“Kolombiya’ya girebilmek gibi mi?”
-“Yanlış. Sadece büyüdüğünü görmeyi hayal ederek ölümcül bir hastalığı yenmek gibi.”

***BİR YIL SONRA*** 


Zaman alsa da bütün sorularıma cevap buldum. Dediğim gibi asıl sorun, inanıp inanmamak değildi.

Üniversiteye gitmeden önce “Kaçış Sendromu” hastalığına yakalanmış. (Ayaklarda şişme ve halsizlik ile başlayan hastalık nefes darlığı, solunum yetmezliği, böbreklerin durması, tansiyon düşüklüğü ve organ yetmezliğine sebep olabiliyor.) Üzülmemi istemediği için bunu benden saklamış. Üniversiteye gideceğini söylerken aslında hastanede tedavi görmeye gidiyormuş. İki seneyi bu şekilde kaybetmiş.

-“Hasta olduğunu bilmeye hakkım vardı.”
-“Muhtemelen evden kaçıp, yanıma gelirdin.”
-“Peki ya ondan sonra?”
-“Florida’ya döndüm, seni görmek için. Ama gitmiştin. Princeton’a gittiğini söylediler. Ben de seni bulmak için oraya gittim. Ama yoktun.
-“Bu beni bulamasınlar diye söylediğim bir yalandı. Peki sen? Pennsylvania’ya gideceğini söylediğin halde yoktun! Senin için oraya gitmiştim.”
-“Hastalığımın kesin tedavisi yok. Bu yüzden beni almak istememişlerdi.”
-“Ama Kolombiya kabul etti?”
-“Proflardan birisi hastalığımla yakından ilgilenmişti. Nadir görülen bir hastalık olduğu için.” 

Mektuplar ise ona hiç ulaşmamış. Nedenini bilmiyoruz. Adresin yanlış olduğunu ya da eskiden kaldığı evlerden birinin adresi olduğunu düşünüyoruz.

-“Bütün bunlar beş yıla mal oldu.”
-“Özür dilerim.”
-“Bu çok zor bir durum… Yani hasta olman… Ama seni affedemiyorum, neden?”
-“Haklısın. Ama benden nefret ettiğini sanıyordum.”
-“Senden hep nefret ettim. Ama bu sevmeme engel değildi.”
-“Bunca yıl nasıl bekledin?”
-“Neden beni seçtiğini merak ederek… Bana nasıl sabretmiş olduğunu merak ederek… Gerçekte ne düşündüğünü ve ne hissettiğini merak ederek… Bu sorular beni ayakta tuttu. Şimdi… sorularımın cevabını verecek misin?”
-“Hayır, sonsuza dek aklında kalmak istiyorum.”

                Bir hafta sonra Kolombiya’ya döndü. Ama bu sefer sözünü tuttu, her ay bana yazdı. Posta kutusuna bakmak hayatımın en heyecan verici olayına döndü. Bunun dışında… Winter ve Allyson’ın gidişiyle de Lord of the Thigs nadiren sahneye çıkar olmuştu. Son senemde çok daha fazla çabaladım ve fizik bölümünden üçüncülükle mezun olarak yüksek lisans için New York’a gidebildim. Bu büyük bir şanstı. Gerçi ben New York’u da sevmiyordum. Ama bazı şeyler hiç değişmezken, bazılarının değişmesi de kaçınılmazdır.

-“Beni affetmedin, bana kızgınsın ama buraya geldin?”
-“Seninle ilgisi yok bunun. Kendi geleceğim için çabalıyorum.”
-“Gerçekten bu kadar büyüdün mü?”
-“Değiştiğimi söylemiştim. Ve sen böyle biri olmam için uğraşıp durdun.”
-“Çabalarımın sonuca ulaştığını görmek güzel. Ama benim için gelmiş olmanı tercih ederdim.”
-“Ne zamandan beri benim için bu kadar önemlisin ki?” diye sordum gülerek.
-“Sen benim için en önemli şey haline geldiğinden beri.”

            Şimdi yeniden birlikteydik ve ben yeniden kendimi önemli biri gibi hissediyordum. Ona bu kadar bağlanmamın nedeni belki de buydu. Ama o olmadığı zamanlarda, önemsiz biri olarak da mutlu olunabileceğini öğrenmiştim. Gerçi yanımda olduğunda güvende hissettiğim su götürmez bir gerçekti. Çünkü o benim hiç olmayan ailem, en iyi arkadaşım ve bu dünyaya karşı koruyucumdu.

Ve o yanımda olduğu sürece kalabalıkta yitip gitmeyecektim.

the end



Yazarın Notu: Yayınladığım hikayelerden hepsinin sonu "happy ending" olsa da kişisel olarak kötü sonlar yapmaktan daha büyük zevk alıyorum. Ama bazen bu sadece "kolaya kaçmak" oluyor. Kötü son olsaydı iki ihtimal vardı. Ya John, gerçekten de Laren'i unutmuş olacaktı, ki eğer öyle olsaydı önceki 5 yılı açıklayan mantıklı bir neden olmayacaktı, ya da John ölmüş olacaktı, ki bu da az önce söylediğim gibi sadece "kolaya kaçmak" olurdu. Ve son olarak John'ın geri dönmüş olması bu hikayenin bir "aşk" hikayesi yapmaz.  Ya da herhangi bir kategoriye koyulmaz. Çünkü Laren'le aralarında ne tür bir ilişki vardı ve bundan sonra nasıl olacak, muallakta... 

7 yorum:

  1. Ahağğğğğ istediğim gibi son buldu yaaa çok mıtluyum :D bu bölüm çok güzeldi heleki john un ilk geldiği sahneye bittim yaa ben ona aşık oldum <3 :') ah john kıymetini bilmeyen bir kızı ne yapacaksın bana gel sen :D bunun bitmesini engelleyenediğime göre yeni bir hikayeye başlayıp bana sürpriz yapacaksın :D çok bekletme beni lütfeeeeen yeniiiii hikayeee ^.*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kız mı bilmiyormuş? 5 yıl bekledi lan çocuğu! :D
      Evet yeni bir fikrim var ama bakalım, zamanım olursa :D

      Sil
    2. Ne var bende beklerim 5 yıl isterse 10 yıl :P o hikayeyi beklemek benim için kabus :'( lütfeeeeen erken yaz ^.*

      Sil
    3. Özelimi ifşa ettirme bana :D Biliyorsun zaten cevabı :D

      Sil
  2. Sonunda çok duygulandım. Normalde kendi hayatım için asla ağlama gibi bir durumum olmaz ama böyle hikayeler okuduğumda, filmler izlediğimde hep üzülür, ağlarım. Bazen keşke bunu kendim için de yapabilseydim diyorum neyse konumuza dönelim, kısa bir hikaye olduğu için ağlamadım ama sonu beni çok hüzünlendirdi ki bu mükemmel bir son olduğunu gösterir benim için. Seni her zaman desteklediğimi biliyorsun, değil mi? Başarılar... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu final konusunda çok ciddi endişelerim vardı, yayınlamadan önce yeniden yazsam mı diye bile düşündüm bir kaç kez. Bu yüzden bu yorum çok rahatlattı, teşekkür ederiiim.^^
      Gerçekten mi? Seviyeli okuyucu pek çok şeyden daha değerlidir benim için. :3

      Sil
    2. Rica ederim.^^
      Teşekkür ederim.^^
      Pek bi sevindirik oldum. :D

      Sil